Macaristan’da gerçekleşen genel seçimlerde, 16 yıldır iktidarda olan Başbakan Viktor Orban ve partisi Fidesz büyük bir yenilgiye uğradı. İlk sandık sonuçlarına göre, Peter Magyar liderliğindeki Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) oyların yüzde 52’sini alarak yarışta açık ara öne geçti. Orban’ın partisi Fidesz ise yaklaşık yüzde 39’da kaldı. Bu sonuçlar, ülkenin siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Resmi verilere göre, 199 sandalyeli Macar Parlamentosu’nda Tisza partisi 136 sandalye kazanarak anayasal çoğunluğu elde etmiş durumda. Fidesz ise 56 milletvekili çıkarabildi. Ayrıca seçim barajını aşan üçüncü parti Mi Hazank, meclise 7 milletvekili gönderiyor. Mecliste en az 100 sandalye alan parti ya da koalisyon hükümeti kurabiliyor. Bu bağlamda, Tisza partisi tek başına güçlü bir yönetim kurma yolunda büyük avantaj sağladı.
Seçim süreci, yerel saatle sabah 06.00’da başladı ve akşam 19.00’da sona erdi. Katılım oranı ise yüzde 77,8 gibi yüksek bir seviyeye ulaştı. Bu yıl yabancı temsilciliklerde oy kullanmak için kayıt yaptıran seçmen sayısı 90 bini geçerken, uzaktan oy kullananların sayısı da 224 bine çıkarak rekor kırdı. Ülke genelinde 10 bin 47 seçim merkezi vatandaşların oy kullanımı için hizmet verdi.
Yerel halk ve siyasi gözlemciler, Orban’ın uzun süredir sürdürdüğü iktidarın sonlanmasının yalnızca Macaristan’da değil, Avrupa Birliği’nin siyasi dengelerinde de önemli etkiler yaratacağını belirtiyor. Orban’ın politikaları yıllardır Avrupa’da tartışma konusu olmuş, Macaristan’daki otoriterleşme endişeleri sık sık gündeme gelmişti. Şimdi yeni lider Peter Magyar’ın nasıl bir yol haritası izleyeceği merakla bekleniyor.
Uzmanlar, Tisza partisinin seçim vaatleri arasında demokratikleşme, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve Avrupa Birliği ile ilişkilerin iyileştirilmesi gibi önemli başlıkların bulunduğunu vurguluyor. Bu gelişme, sadece Macaristan için değil, bölgedeki diğer ülkeler ve Avrupa siyasetinde de yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.
Sonuç olarak, Macaristan’daki bu seçim, uzun yıllar süren tek adam yönetimine karşı halkın değişim talebinin güçlü bir yansıması olarak kayıtlara geçti. Turgutlu’dan da takip edilen bu gelişme, Türkiye’nin de içinde yer aldığı bölgesel politikalar açısından dikkatle izlenmeye devam edecek.